18 Ağustos 2011 Perşembe

CENNETİM"BÜYÜKADA"


Bloğa şöyle bir baktım ki bir de ne göreyim. En kıymetlimden hiç bahsetmemişim ki ben. Kendime bir kızdım ki...

Beni bilenler bilir. Ben Büyükada aşığı biriyim benle sohbet edenler 2-3 defa da olsa dilimden Büyükada'yı duyar ve bazen kızarlar. Ama ne yapabilirim aşığım:)
Büyükada'yı neden bu kadar çok sevdiğimi nasıl anlatsam bilmiyorum. Şöyle ki vapurdan indiğim anda başka bir yıla aitmişim gibi geliyor. Bilenler bilir Hatırla Sevgili dizisini. O diziyle kat kat arttı buraya olan aşkım. İşte tam da o yıllara gidiyorum ben. o yılları yaşıyorum sanki. Ve o kadar kalabalık olmasına rağmen sanki kimse yokmuş gibi geliyor bana.



Adada ne mi yapıyorum. İşte fotoğraflarla ada turum :)

Vapurdan iner inmez gidiyorum bisikletçi abime. Artık tanıyoruz birbirimizi sürekli ordayım çünkü.

Bisikletimi alıyorum önce bir yarım tur. işte tam buraya geliyorum.




sonra tekrar merkeze iniyorum. Yemeğimi yiyorum biraz dinleniyorum ve huzura doğru çeviriyorum pedalları...

 


bu görüntü anlatılmaz yaşanır. Huzur burada...

Şuan Selma Hünel derin derin işliyor ruhuma.
Diyor ki
"Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?"

en sevdiğim yer ise
"Sükut etme nazlı yar, beni mecnun edersin"

İşte tam burda kopuyor herşey. Kavuşsam birgün sevdiğime o hasretle beklediğim yüzünü görsem. Ve işte o yar sussa. Tek kelime etmeden dursa karşımda. İşte yeni bir özlem. Bir sözüne bir nefesine duyulacak yeni bir özlem.

Hayatta böyle değil mi zaten. Kavuşmayı dört gözle beklediğimiz her ne ise gün gelip kavuştuğumuzda yeni birşeyler özlemek için arayışa başlamıyor muyuz?
Bizler böyle değil miyiz?

Çok sordum kendime. Neden hep özlenmesi gereken, kavuşması zor olan şeyleri seçiyorum diye.Bana daha yoğun hissettiriyor bazı duyguları. Yaşanacaklar hayal edildiği zaman daha mutlu ediyor insanı. Çünkü gerçekler öyle değil.
Yani aşk da özlem de hayal edince güzel.
Hayalimde güzel sevmek.