18 Temmuz 2013 Perşembe


Kim bir insanı ömür boyu mutlu edebilir ki
Kendinden başka...

bu fotoğrafı görünce döküldü kalemimden ruhum....
Denize bakmalı evim
Kapımın önünden ince bir yol inmeli maviye
Elim cebimde yürümeliyim
Sessiz ve sakin...
Ve oturup kumlar üstüne...
 
Denizi görmeli pencerem
Açınca perdesini, yüreğim aydınlanmalı
Yalnızlığıma dost, kıyıya bir dalga vurmalı

Ve görmeliyim güneşi ufukta
Denizle bir arada.....

28 Ağustos 2012 Salı

 
Ne zamandır dolaşıyorum sokaklarda elim cebimde. Kendime bahaneler uyduruyorum, geziyor gibi yapıyorum ama nafile. İçimde ki ben arama diyor, sokak sokak bulunmaz ki. Ben yine de dinlemiyorum. Alıp başımı her akşam, yeni bir bahaneyle düşüyorum yollara. Belki köşe başında, çıkmaz bir sokakta, yada ummadığım bir anda. Tüm hatlarıyla ezberlediğim yüzünü ve hasret kaldığım gülüşünü görürüm diye. Bin bir umutla.

20 Kasım 2011 Pazar


Zaman her şeyin ilacı derler
Aslında zaman gidenlerin yokluğuna alıştırır sizi
Ama özlem
İşte zamanla en çok büyüyen şey odur.
Yanınızda olmamasını kabullenmişsinizdir
Bilirsin dönemeyeceğini
Ama işte sesine, gülüşüne, nefesine duyduğunuz özlem
Zamanın içinde çığ gibi büyür.
1 ay geçer 1 yıl
Bir tohumken büyür olur bir çınar
Kökleri en derinlerdedir
Dalları en yüksekte
Daha bir acıtır içini
Uzandıkça en tepeye

19 Eylül 2011 Pazartesi


Gönlüm kaydı göz yanıldı aşktır sandım yar....

Kim bilir neleri aşk saydık.
Kimleri koyduk aşk yerine ve kaç hayal kırıklığı yaşadık kim bilir.
Sevmeye en ihtiyacımız olduğu anlarda yanlış yerlerde durakladık.
Olmayacak duyguları aşk sandık.
Kaç gün geçti kaç ay belki de kaç yıl.
Sonu olmayan kaç yol aştık.
Olur diye kendimiz kandırdık hep.
Aşka aşıktık, aşka açtık çünkü.
Aşkı bir gülüş sandık, bir bakış belki de bir söz.
Sığınacak bir limandı belki de yanıldıklarımız.
Zamanı geldiğinde o hırçın rüzgarlara çevirip rotamızı, elimizde hüsranla demir aldığımız.
Bir hayaldi AŞK sandığımız....

13 Eylül 2011 Salı


Sanırım bugün gitmeye ihtiyacım.
Şarkıların en derinine, denizlerin maviliğine, kendi sessizliğime gitmeye ihtiyacım var.
Bugün his yok, ruh yok, ses yok bende.
Bir bıkkınlık hali değil aslında.
Kendime ihtiyacım olduğu bir gün bu gün.

18 Ağustos 2011 Perşembe

CENNETİM"BÜYÜKADA"


Bloğa şöyle bir baktım ki bir de ne göreyim. En kıymetlimden hiç bahsetmemişim ki ben. Kendime bir kızdım ki...

Beni bilenler bilir. Ben Büyükada aşığı biriyim benle sohbet edenler 2-3 defa da olsa dilimden Büyükada'yı duyar ve bazen kızarlar. Ama ne yapabilirim aşığım:)
Büyükada'yı neden bu kadar çok sevdiğimi nasıl anlatsam bilmiyorum. Şöyle ki vapurdan indiğim anda başka bir yıla aitmişim gibi geliyor. Bilenler bilir Hatırla Sevgili dizisini. O diziyle kat kat arttı buraya olan aşkım. İşte tam da o yıllara gidiyorum ben. o yılları yaşıyorum sanki. Ve o kadar kalabalık olmasına rağmen sanki kimse yokmuş gibi geliyor bana.



Adada ne mi yapıyorum. İşte fotoğraflarla ada turum :)

Vapurdan iner inmez gidiyorum bisikletçi abime. Artık tanıyoruz birbirimizi sürekli ordayım çünkü.

Bisikletimi alıyorum önce bir yarım tur. işte tam buraya geliyorum.




sonra tekrar merkeze iniyorum. Yemeğimi yiyorum biraz dinleniyorum ve huzura doğru çeviriyorum pedalları...

 


bu görüntü anlatılmaz yaşanır. Huzur burada...