28 Kasım 2010 Pazar

video
aşk bir kapı çalarsın çalarsın açılmaz ki...

Ben çalamadım o kapıyı. Çalsam da olmazdı zaten. Bile bile zorlamaya gerek yoktu. Boş hayaller kurmaya, kendimi inandırmaya...
Ayrı iki kutup.
Ayrı iki dünya.
Sadece "aşk"tı bendeki adın.
"Sen"di aşkın adı.
Aşıktım
Aşığım...

Birgün belki avaz avaz adını haykırırım.
Hiçbirşey beklemeden.
Belki bir gün
Benim kapımı da çalar cesaret.

Kapıyı bir tıklatsaydın yüreğime girmeden önce...

21 Kasım 2010 Pazar



Öyle sessiz sedasız alsam kendimi yanıma...
 
Gitsem...



 
 
 
 
 
 

11 Kasım 2010 Perşembe


"Ağla yaralı kalbim hepsi yalan
Ağla bir avuç küldür elde kalan"
 
Bazen kendime kızıyorum, aslında kendime hep kızıyorum ben... Nerde imkansız bir şey var işte ben ordayım. E bu genelde de kalbim ile ilgili olan şeyler malum. Nasıl bir çekim gücüyse bendeki nerde acı, imkansızlık var direk beni buluyor. Ya da ben seçiyorum itinayla.. Beni tanıyanlar bilir aşık oldum mu tam olurum ben. ki genelde hep ben aşık olurum :)

Dertli dertli şarkılar, damar sözler, hüzünlü gözler. Beni tanımayan biri bile şıp diye anlar körkütük aşık olduğumu. Ama kendimce yaşarım. O kişi bunu bilmez asla. Eskiden olsa gider söylerdim, bilmeye hakkı var diye düşünürdüm. Bir insanın kalbinde yer ettiğini bilmeliydi. Çok güzel bir şeydi bu çünkü.

Ama yaşadıkça öğreniyor insan.
Değeri bilinmiyor.
 
"A be akılsızım bir kalpte yer verilmiş sana hem de en güzel yerinden, niye bilmezsin ki değerini" demek istiyor insan. Ama olmuyor.
Ve bu nedenle zaman geçtikçe duygular gizli gizli yaşanıyor. Bir bakışı sana dünyaları veriyor, yada bir gülüşü. Bir kez görebilmek için ayak basmadığın yer kalmıyor. Ona az da olsa benzeyen biri yüreğini ağzına getiriyor. Hiç olmayacağını bilsen bile belki diyorsun belki görebilirim onu. Güne bu umutla başlıyorsun. Ama imkansız ya, olmuyor ya bile bile acıyorsun.

Hele bir de deli çağlarınsa hayallerin ucu bucağı yok. Kurdukça kuruyorsun.

Ama ben o evreleri çoktan geçtim artık. Öle uçuk hayaller kuramıyorum beynimde bir otokontrol sistemi var sanki :)

Bir şey de beklemiyorum aslında. Beni sevsin diyemiyorum çünkü ben onu sevmiyorum. Sevmem için tanımam gerek ama tanımıyorum.
 
Bir suret beni kendine aşık eden, güzel bir yüz, tatlı bir gülüş. Ben gördüğüm yüze aşık oluyorum. Ondan bunları beklemiyorum.

Ama istiyorum ki etrafımda olsun, onu göreyim, sohbet edeyim, gülelim beraber...

7 Kasım 2010 Pazar


ve gün açtı kapılarını geceye
"buyur" dedi en baş köşeye...

4 Kasım 2010 Perşembe

2 Kasım 2010 Salı



Bir korkak gibi seviyorum seni
Hem her gördüğüme anlatıyorum
Hem en derinde saklıyorum gözlerini
Bir tek sana söyleyemiyorum
Sevdiğimi...


Olmayacak duaya amin diyorum
Keşke olsa diyerek iç geçiyorum.
Olmayacağını olamayacağını bile bile seviyorum.


Bir an çıkıyor aklım yerinden
Ayak basmayan hayallere dalıyorum
Neler kuruyorum senle ilgili
Neler söylüyorum avaz avaz


Sonra bir kabus gibi kan ter içinde uyanıyorum
Aklım başıma geliyor
Ayaklarım yere basıyor

Yine anlıyorum
Ama atamıyorum kalbimden seni...




Çıksam diyorum karşına,
Söylesem benim için ne ifade ettğini.

Sonra birden duruyorum
Kendimi senin karşında öylece hayal ediyorum
Tam söyleyecekken
Susuyorum.


Bir çocuk gibi mahçup büküyorum boynumu
Korkuyorum
Söylemek istediğim herşey koca bir düğüm gibi boğazımda
Yutkunuyorum.


Bir damla gelip oturuyor göz pınarıma
Akmakla akmamak arasında
Yine yenik bir duygu çöküyor omuzlarıma
Bir selam veriyorum sonra
Sadece bir selam
Havadan sudan sorularla
Sonra gidiyorum

İçimde biriktirdiğim tüm duygularla
Kullanılmayan cümlelerimle
Ve yine içimdeki gizli SEN le

Gidiyorum...

Adım adım


Senin neleri sevdiğini merak etmek ve sevmek aynı şeyleri. Ben olmaktan çıkmak, SEN olmak.



Senin gezdiğin yerlerde, seni görebileceğim yerlerde dolaşmak. Adım adım. Sen nasılsan öyle olmak. Kendini unutmak. Aşkın girdiği kapıdan mantığı çıkarmak. Sil baştan herşeye yeniden başlamak SEN gibi SENİN gibi.



İşte bu AŞIK olmak.





21 Ekim 2010 Perşembe




Ah sevdiğim!


Şimdi yanımda olsan.


Seninle konuşsam


Baksam yüzüne


Sevdiğime kavuşsam....

12 Ekim 2010 Salı


Ey aşık olduğum
Ey AŞK yerine koyduğum
Seni sevmem için bir fırsat ver bana...

11 Ekim 2010 Pazartesi


Bir damla gözyaşıydın hüzünlü şarkılara katık ettiğim

Ve duyulmamış sözdün sevdalardan beklediğim...

10 Ekim 2010 Pazar

Gittin …
Bir veda bile etmeden, kendini benden almadan terk edip gittin..
Ve bittim.
O yolun başında öylece kaldım.
Ardından sadece bakmak kaldı gözlerime, ağlayamadım.
Oysaki gidişine ağlıyordu ruhum.
Ellerim yalnızlığı ile tanışıyordu.
Ve sen aldırmadan bırakıp gittin.
Artık dönüşlerin bir faydası yok dönme..
Nasıl bıraktıysan rahat rahat, aldırmadan.
Şimdi git…
Ellerim alıştı yalnızlığına, ruhumda ağlamıyor artık..
Belki bir gün başka biri uğruna…
Belki bir gün….

Korktum..
Yerli yersiz sevdalarda kırıldı kalbim.
Her defasında mutlu olmak için çıktım yola bohçamda sevgiye susamış yüreğim ve ilk molada yitirdim ümidimi..
Şimdi bir başımayım yolun başında bir adım atsam diyorum tekrar , tekrar kırılır mı kalbim, güvenebilir miyim yeni bir aşka...

7 Ekim 2010 Perşembe

3 Ekim 2010 Pazar

Gidişin..


Koca bir düğüm gibisin boğazımda. Gidişinin acısını kimseye anlatamıyorum. Daha doğru düzgün yaşayamadım bile bu acıyı.. Düğümleniyorum.. Düşündükçe seni, gittiğini içimde kocaman bir çığlık kopuyor..Şimdi diyorum doya doya yaşa bu acıyı şimdi..Yine olmuyor. Birşeyler bıçak gibi kesip alıyor.Seni,gidişini hakkıyla yaşayamıyorum. Bu da beni mahvediyor. Konduramıyorum desem biliyorum yoksun. Seni veren Rabbim, zamanı gelince seni aldı. Biliyorum. Ama işte acın öyle büyük ki.Yaşayamıyorum. Doya doya ağlamak, özlemini haykırmak, avaz avaz yaşamak istiyorum bu acıyı. Olmuyor. Biriktikçe birikiyor bu acı içimde. Nerede, ne zaman çıkar ortaya. Ne zaman yaşarım bilmiyorum.

Seni özlüyorum.Hayatımın 22 yılını.Senle geçen tam 22 yıl.Çocukluğumuzu, yaramazlıklarımızı,kızgınlıklarımızı..Yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı, hayallerimizi, bizi,seni özlüyorum...

SADECE 1 GÜN :)


Ne kadar benciliz kimilerimiz aşk konusunda. Etrafımdaki olaylara baktıkça anlıyorum bunu. Yada çevremdekiler düşüncelerini bana anlattıkça. Eğer bir insan birine aşıksa "ömrüm boyunca benimle olsun, beni sevsin, benim yanımda olsun, yaşlanınca o olsun, ölürken o olsun, o olsun da o olsun" diyor. Anlamıyorum. Neden bu kadar uzun vade? Ben mesela aşığım diyelim :) sadece 1 gün bile yeter bana. Onunla bir gün geçirmek. Ama şöyle tadına vara vara, eğlenceli.. Hiçbir ön yargı olmadan, kim aşık düşünmeden sadece bir gün.. Öyle romantik olmasına da gerek yok... Sabah kahvaltı etsek mesela, sonra vapura binsek, ordan Taksim' e insek.. Yürüsek yol boyu..Gördüklerimize şaşırsak, yada bir kıyafet baksak üstün körü... Sonra acıksak, yemek yesek ama şöle içten, samimi..Sonra sıcak bir çay.. Tekrar yola düşsek.. Güzergah belli olmadan.. Ayaklarımızın götürdüğü yere... Sadece bir gün. Hesapsız, plansız.. Yaşadıklarımızı kâr bilsek...Yaşadıklarımız için sevinsek... Bana bu kadarı bile yeter... Bence size de yetmeli..

Ailemizin yeni üyesi :))))


Dün itibari ile ailemize yeni bir üye katıldı. KUZİNELİ SOBA :))) Benim yoğun ısrarlarım karşısında dayanamayan canım annem bu üyeyi kabul etti. Ve dün evimizdeki yerini aldı. Onunla ilgili çok hayallerim var... Kestane olsun, mantar olsun, patates olsun, ekmek olsun :))) Sizleri de bekleriz efendim...

Dışarıda yağmur var, bizim evde kuzineli sobada pişmiş ekmek keyfi...Bol tereyağı ve çay eşliğinde... Darısı başınıza :)


Not. resim alıntıdır.. Bizim ekmek midemizin derinliklerinde ...

1 Ekim 2010 Cuma

30 Eylül 2010 Perşembe

Cemal Süreyya...

Biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;

insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
Uyandım uyandım, hep seni düşündüm

yanlız seni, yanlız senin gözlerini

Sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım

ben artık adam olmam bu derde düşeli
Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya

yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi

ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;

hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor

nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;

bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Raslaşmamak için elimden geleni yaparım

bu böyle pek de kolay değil gerçi…
Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;

bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,

sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
son isteğimi de söyleyebilirim şimdi

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu

yalvarırım onu okuma carşamba günleri

CEMAL SÜREYYA


İşte ben kapında dilenci gibi aşk dilesem öyle bir aşk ki sende beni görebilsem

Sana uyumak

Başımı yastığa koymak
Sadece seni görmek için uyumak istiyorum bu gece..

Gündüzlerimde yoksun, bana çoksun biliyorum.

Rüyalarımda gel sadece senden bunu diliyorum..

Gel, geç karşıma
bakma yüzüme razıyım
Dur öylece.

Bir anlamı olsun uyumanın.

Ben bileyim, bileyim ki ordasın.
Ve geldiğin için seni tekrar seveyim..

ah benim güzel çocukluğum...

Ah benim güzel çocukluğum
En masumluğum..

Nasıl da mutluymuşum seninleyken

Nasıl da dertsiz, kedersiz..

Keşke dönebilsem kucağına
Tekrar sen olabilsem

Sek sek oynasam sokakta

Ya da saklambaç en yakın arkadaşımla

Belki merdivenbaşında evcilik oyununda
Tekrar bulsam seni en umutsuz anımda.
Büyürken benden alınanlar geri verilse

Ve benden alınsa yalan mutluluklar..
Annemi beklesem köşebaşında,

Kuzenime küssem koşma yarışında

Ya da gülsem ta içten en içten

Şen kahkalarımla...

Sana dair



sana dair yaşanmamış çok şey var
yaşanmaya gönüllü
masum bir çocuk gibi heyecanlı
yeni yetme delikanlı gibi asi
toprak altından çıkmaya yüz tutmuş çiçek misali

sana dair söylenmemiş çok söz var
utangaç bir sevgilinin ilk sözleri gibi
tutulmayacağını bile bile edilen yeminler gibi
dil ucunda
yüreğin avucunda


ve sana dair bir ben var karşında

yenilmiş sevdalara inat dimdik ayakta
Hiç sevmemiş bir kalp gibi
tertemiz, aşk dolu, umutlu
bir kez sevsen, bir kez tutsan ellerimi
kim durabilir karşımda..

Gelme


Öylesine bir sevdaydı bendeki aldırma.
Gidişlerine engel olmasın kırık kalbim.
Sen bana daha öncede gelmemiştin ki.
Yalnızdı sevdam.
Yalnız yaşanırdı.
Tadı yoktu senle yaşamanın.
Bu aşkın en güzel yanıydı seni özlemek.
Kendi kendime acı verir gibi seni sevmek.


Senle değil düşünle dolaşırdım İstiklal’de.
El ele bir çift görüp seni hayal ederdim.
Buydu seni sevdiren seni düşlemekti sevmek.
Seni beklemekti.


Gelmen birçok şeyi mahvederdi.
Seni, düşlerimi,özlemlerimi yıkıverirdi.

Bu yüzden sana gel demedim.

Acıya gülmek..



İşte bir yalnızlık türküsü çınlıyor kulaklarımda.
Yemyeşil bir ovada buluyorum kendimi.
Öyle uçsuz bucaksız ki.
Kayboluyor düşlerim.
Bir yanım yeşile çalıyor bir yanım maviye.

İki renk arasında ben.
Ellerim cebimde yürüyorum.
O türkü dilimde.
Sanki senle konuşuyorum…
iki yanım yeşil kafamı kaldırıyorum mavi.
Gözlerini görüyorum.
Güneş öyle üşütüyor ki beni.
Ellerini düşlüyorum.
Uzayıp gidiyor önümde yol.
Sonunda seni bulmak var ya.
Yürüyorum.
Bütün renkleri siliyorum.
Sadece gözlerin kalıyor aklımda.
Öylesine mavi öylesine deniz..
huzur buluyorum.

Yalnızlığımda bile sen varsın işte.
Bir türkünün notasında sesin, gökyüzünün mavisinde gözlerin.

Yürüyorum.
Yol hiç bitmeyecek sanki.
Uzadıkça uzuyor.
Ama huzur veriyor bu yolculuk bana.
Sana gelişler bile yetiyor.
Yine ellerim cebimde dilimde türkü..

Sana geliyorum…

Bir yanımda yeşil bir yanımda mavi.
Aşkı ve huzuru sana getiriyorum.
Uzat ellerini belki bitmez benim yolculuğum ama onları gönderiyorum…

Hakan Yeşilyurt eşliğinde
Sana söylüyorum.
Bütün sözlerim sana.
Ne kadar özne ve yüklem varsa sana. Anlatamadıklarımı yazmaya çalışıyorum.
Ne kadar anlaşılır olur cümlelerim ne kadar yazabilirim.

İçimdeki seni, içimdeki beni bil diye yazıyorum.
Nerede olduğun kim olduğun önemli değil. Bende nasıl büyüdüğünü görmeni istiyorum.
Her baktığım yerde nasıl olduğunu merak ediyorsun ya işte yazıyorum.
Gözlerimin içinde sen varsın ne yana baksam, açsam kapasam hep sen.
Seninle yaşıyorum bu hayatı seninle paylaşıyorum.
Ne zaman karşıma çıkacağını, suretini seni merak ediyorum.
Bilmeden seviyorum seni..
Seni kendi içimde şekillendirip büyütüyorum.
Benli bir hayata hazırlıyorum.
Sana bizi yaşatıyorum.

Bilmiyorsun, görmüyorsun.
Belki başka bir aşkın kollarında yaşıyorsun.
Ben seni aşka değil sevgiye hazırlıyorum.
Beraber yaşayamadan da içimizde büyütebileceğimiz bir sevgiye…

Sana ve bana yaşayamadıklarımızı yaşama fırsatı vermeye, hatalarımızı telafi etmeye ve kalbimizin tekrar kırılmamasına çalışıyorum.

Ve büyüyorum…

Her sevginin birlikte yaşanamayacağını anlamaya çalışıyorum.
Anladıkça da büyüyorum.
Sevmek sevdiğini mutlu görmekmiş artık biliyorum.
İçine gömmekmiş her fırtınayı.
Bir gülüşü için tüm ömrünü feda etmekmiş.
Anladıkça büyüyorum.

Artık bencil isteklerimin olmadığını görüyorum.
Ben olmadan seni, sensiz sevgimi yaşamayı biliyorum..

Bildikçe büyüyorum…
Hoyratça tüketiyoruz her şeyi..
Sevgiyi, saygıyı, yaşamı, mutluluğu…

Üç günlük yaşanmışlıklara adanıyor her şey adına Aşk deniyor….
Delice bir tutkuyla, büyük bir umutla başlıyor.. ömrü 3 gün…

Kolay tüketiliyor…

Bugün uğruna öldüğün, yarın öldürdüğün oluyor…
Onsuz olamayışlar, bir başkasını kollarında son buluyor…

Sonra sorguluyoruz hayatı, zaman zaman isyan ediyoruz.
Hiç aklımıza gelmiyor ne yaptığımız, hiçbirimiz hatayı kendimizde aramıyoruz..
Korkuyoruz sevmekten, korkuyoruz sevilmekten…
3 günlük bir heyecandan ibaret olmaktan korkuyoruz…
Hep eski aşkları düşündükçe iç çekiyoruz.
Bilmiyoruz aşk değil onun adı…

Aşk adı gibi bir anlık…
Hani o ayaklarımızın yerden kesildiği, midemizden kelebeklerin uçuştuğu bir an….

Ama emek verirsen bu aşka, sevdiğinin gözüne bakmaktan çekinir, onu incitmekten korkarsan…
Ve dillendirmeden içten içe, adım adım, işleyerek yaşarsan onu…
İşte sevgidir bu…
beraber yaşayamasan da sevdiğinle, yine de bir başka kolda aramazsan, onu onsuz iken bile sevebilirsen işte budur eskilerin yaşadığı, şimdilerde hasret kaldığımız.

Kimilerimizin umudunu yitirdiği, kimilerimizin ise düşüncesizce tükettiği…

Sevgi…
Yudum yudum, yıllanmış bir şarap gibi….

Saygıyla beslenen….

Ve ömür git gide tükeniyor…
Hala umudunuz var ise yanlış ilişkilerden sakının…
Hayatta seveceğiniz ve sevileceğiniz biri mutlaka vardır…
Gördüğünüzde anlayacaksınız….


Bir bahar akşamı rastlayacaksınız ona
Başka kalplerde aramayın…

Tükenmeyin….

Tüketmeyin…..

Nasıl da seviyorum seni..

Seni düşlüyorum yine…
Tüm hücrelerimde adın yankılanıyor.
Damarlarımda dolaşıyorsun, can veriyorsun kalbime.
Seni özlemek güzelleştiriyor günümü.
Dinlediğim müzikte sana ağlamak istiyorum…
içimde sana dair ne varsa gözyaşlarıma hücum ediyor.
Ve amansız akıyorsun gözlerimden,aktıkça çoğalıyorsun içimde.
Seni özlüyorum..

Her şarkı sözünü sana yormak, her falda seni bulmak istiyorum.
Çünkü seni seviyorum….

Sabahları sıcacık yanağına bir öpücük kondurmak, sarılmak ayrılmamacasına….

Ve sonra saatlerce sana anlatmak istiyorum seni….
Gözlerinde kendimi görmeyi istiyorum…


Nasıl da seviyorum seni….

Ben bile şaşıyorum kendime…

Tüm aşk şarkılarını senin için dinliyorum.
Nerde aşka dair bir söz varsa okuyorum, yazıyorum..
Yüreğim elimde değil tutamıyorum.
Uçtu uçacak.
Seni düşünüyorum.
Seni düşündükçe ben ben olmaktan çıkıyor SEN oluyorum..
Seni yaşıyorum, seni soluyorum..
Sen gibi bakıyorum gözlerine, sende ben gibi ol diye.
Susuyorum.
Gözlerim anlatıyor.
En güzel sözleri sana onlar söylüyor.
Ben yine susuyorum.
Birçok şeyi anlatır gibi, söz söylesem uçacakmış gibi.
Susarak anlatıyorum.
Bir daha sevemem dediğim anda yıkıyorsun engellerimi.
Seni sevmem için elinden geleni yapıyorsun.
Ve başarıyorsunda.

Şimdi kiminle konuşsam gözlerimde seni görüyorlar.
Saklasam da bir yerlerden eleveriyor kendini.
Aşk seninle öyle bir duygu ki.

Kaçsam olmuyor,

Saklansam olmuyor.

Saklasam olmuyor.

Seninle doğuyor

Seninle batıyor

Seninle yaşanıyor.

gizli sevdiğim


kimse bilmez seni sevdiğimi
bilmesinde.

anlatsam da anlamazlar ki beni.

çünkü benim gibi sevemezler seni.


ey gizli sevdiğim...
ey yüreğimde saklım
yaşadıkça içimde seni

ve büyüttükçe sevgini

varsın deşsin yüreğimi

varsın perişan etsin beni.

Gel

Belki de anlamak istemiyorsun
Fazla geliyor sana sevgim

Yada daha önce böylesi hiç sevilmedin

Sevgimin büyüklüğü korkutmasın gözünü

Gel...

Gel ki sevilmek neymiş gör

Ve bana sevmeyi yaşat

Karşılığı olsun düşlerimin

Aynaya baktığımda artık seni göreyim

Seninle içeyim yudum yudum

Şorhoşluğumu seninle yaşayayım

Öldürmek yerine güldür beni

Akmasın artık sensizliğe gözyaşım

Gel sevdiğim

Gel

Sevmek neymiş sevilmek neymiş

Aşk neymiş aşık neymiş
Gel de gör...

AŞK


Öyle bir şey olmalı ki AŞK,
Ne sende olmalı nede sensiz
Ne tam bulabilmeliyim onu

Ne de ümitisizce aramalı


Öyle bir şey olmalı ki

Ne verdiysem uğruna

Aynısı verilmeli uğruma

Ne bir yanım eksik kalmalı

Ne de bir yanı eksik bırakmalıyım.


Öyle birşey olmalı ki

Ne adını koyabilmeliyim

Ne de onsuz olabilmeliyim..

Yağmur

Yağ yağmur yağ
Yağ ki aksın sevdiğim gökyüzünden
Damla damla aşkla
Düşsün tenime
Ben olsun
Benimle olsun
Yer gök
Dağ tepe
Çoluk çocuk
Her kim varsa
Baktığımda Sevdiğim olsun

Seni Sevmek

Seni sevmekle başlar herşey.

Yeni bir gün,

doğacak güneş,

açmaya hazır bir çiçek...

Seni sevmekle başlar hayat,

Dünyaya yeni gelmiş bir bebek gibi,

Toprak altından çıkmış bir filiz gibi...

Ve seni sevmekle can bulur kalbim..

Bugün ağır yaşıyorum duygularımı
En uçlarda
uçsuz bucaksızlarda
Bugün bir başka yaşıyorum ben

Gidebildiğim kadar geriye gidiyorum

En temiz düşlerime
En sevdiğim şarkı sözlerine gidiyorum
Ve "Seni Sevmeyi Ağır Ödüyorum" ..



Yıldız Tilbe'ye sevgiler..

Dün düştüm ellerinden bir cam misali.

Paramparça oldum.

Gelseydin eğer, uzatsaydın elini, inansaydın.

Tekrar eskisi gibi, tek parça olabilirdim avuçlarında

S....


Bakışlarına farklı anlamlar yüklüyorum
her seferinde
kendimi bulmayı ümit ediyorum,
beni görmeni istiyorum,
beni, içimi, kalbimi..
Her defasında yeniden geliyorum yanına

diğer gelişlerim olmamış gibi
İlk heyecanmış gibi
Sen gibi, senin gibi...


Biraz ürkek, biraz heyecanlı ve çokça aşık

Bütün bu duygular bende seninle karmakarışık

Bir tebebsüm etse dudakların
Gözbebeklerin gözbebeklerimle buluşsa

Sen söylemeden söylese herşeyi gözlerin

Ve bende sana sunsam en güzelini sözlerin.

Ve yine gün bitse

Zaman su gibi geçse

Ve yine başlasa yeni gün seninle

Ben yine ürkek, ben yine heyecanlı ben yine aşık

Yeniden gelsem yanına

Yeniden yaşasam en güzelini ilklerin
Her defasında...

Dünya durur gözbebeklerinde,
Ben kendimi bulurum...


Aşk yaşamaktır, aşk yaşatmaktır
dil farklı olsa da
söz farklı olsa da...

aşk hep aynı çıkar kalpten...

aynı nota, aynı ses ve aynı es...
ha sen, ha o, ha bir başkası
AŞK HERKESİ AYNI YAPMAZ MI?


sevmekle sevmemek arasındayım seni
sevsem olmaz biliyorum
sevmesem olmaz..
gitmekle kalmak arasındayım sende
kalsam yer yok biliyorum
Gitsem kalbime bunu anlatamıyorum...
varla yok arasındayım gözünde
varmışım gibi bakıyorsun gözlerime
yokmuşum gibi susuyorsun sözlerinle...


İnsan yeri geldi mi ceketini alıp gidebilmeli umutsuz sevdalardan...


Bir bahar akşamı gel
Gel ki güneş nasıl batarmış
Çiçek nasıl açarmış görsün dünya
Bir deniz kenarında gel
Martılar mutluluğu görsün gözlerimde
Bir yudum çay ol bardağımda
Tatlı bir sohbet kulağımda
Ve sevgilim
öyle bir gel ki
Gidişi olmasın..


Belki de yüreğimden dilime düştün diye olamadık..

Saklasaydım belki kendime,

Söylemeseydim seni kimselere

Tıpkı toprakta yeşeren tohum misali

Büyürdüm yüreğinin derinliklerinde ...

Aşk için iki kişi gerekmez sevgilim
İnan ben seni sensizde deli gibi sevebilirim...

Bir İhtimal..


Bir ihtimaldi seni sevmek

Bir ihtmal köşebaşında seni görmek

Bir ihtimal vapurda seni seyretmek

Hep bir ihtimalsin benim için...

Bir ihtimal belki beni seversin...

Düş salıncaklarında salladım hayalini
Bir elimle ittim uzaklara
Aynı hızla dön diye bana...

Sildim kendimi bugün, olamadığım düşlerden....

Sadece 1 gün.


Sadece bir gün..
Birgün yanımda olsan..
Güne seninle başlasam....
Günaydın desem günaydın desen...
Bir yudum çay içsek, birlokma peynir.....
Sonra koyulsak yola, vapurda ikimiz bir.
Taksime insek mesela, İstiklalde dolaşsak
Gördüğümüz birşeyi birbirmize yorumlasak
Sen beni tanısan, ben seni..
Kalabalık içinde yalnız olsak...
Sonra insek Eminönün'e
Oradan da Galata kulesine
Çıksak seninle en tepeye
Ben yüksekten korksam,
Sen bana cesaret versen
Baksak aynı noktaya, aynı yönde baksak..
Sonra bir sahil balıkçısında
Ufak iskemle ucunda
Taze levrek kokusunda...
Baksam doya doya...
Bile bile zamanın geldiğini
İlk ve son kez olduğunu bile bile...
Seni yaşayasam...
Sadece bir gün...
Senli yaşasam
....