20 Kasım 2011 Pazar


Zaman her şeyin ilacı derler
Aslında zaman gidenlerin yokluğuna alıştırır sizi
Ama özlem
İşte zamanla en çok büyüyen şey odur.
Yanınızda olmamasını kabullenmişsinizdir
Bilirsin dönemeyeceğini
Ama işte sesine, gülüşüne, nefesine duyduğunuz özlem
Zamanın içinde çığ gibi büyür.
1 ay geçer 1 yıl
Bir tohumken büyür olur bir çınar
Kökleri en derinlerdedir
Dalları en yüksekte
Daha bir acıtır içini
Uzandıkça en tepeye

19 Eylül 2011 Pazartesi


Gönlüm kaydı göz yanıldı aşktır sandım yar....

Kim bilir neleri aşk saydık.
Kimleri koyduk aşk yerine ve kaç hayal kırıklığı yaşadık kim bilir.
Sevmeye en ihtiyacımız olduğu anlarda yanlış yerlerde durakladık.
Olmayacak duyguları aşk sandık.
Kaç gün geçti kaç ay belki de kaç yıl.
Sonu olmayan kaç yol aştık.
Olur diye kendimiz kandırdık hep.
Aşka aşıktık, aşka açtık çünkü.
Aşkı bir gülüş sandık, bir bakış belki de bir söz.
Sığınacak bir limandı belki de yanıldıklarımız.
Zamanı geldiğinde o hırçın rüzgarlara çevirip rotamızı, elimizde hüsranla demir aldığımız.
Bir hayaldi AŞK sandığımız....

13 Eylül 2011 Salı


Sanırım bugün gitmeye ihtiyacım.
Şarkıların en derinine, denizlerin maviliğine, kendi sessizliğime gitmeye ihtiyacım var.
Bugün his yok, ruh yok, ses yok bende.
Bir bıkkınlık hali değil aslında.
Kendime ihtiyacım olduğu bir gün bu gün.

18 Ağustos 2011 Perşembe

CENNETİM"BÜYÜKADA"


Bloğa şöyle bir baktım ki bir de ne göreyim. En kıymetlimden hiç bahsetmemişim ki ben. Kendime bir kızdım ki...

Beni bilenler bilir. Ben Büyükada aşığı biriyim benle sohbet edenler 2-3 defa da olsa dilimden Büyükada'yı duyar ve bazen kızarlar. Ama ne yapabilirim aşığım:)
Büyükada'yı neden bu kadar çok sevdiğimi nasıl anlatsam bilmiyorum. Şöyle ki vapurdan indiğim anda başka bir yıla aitmişim gibi geliyor. Bilenler bilir Hatırla Sevgili dizisini. O diziyle kat kat arttı buraya olan aşkım. İşte tam da o yıllara gidiyorum ben. o yılları yaşıyorum sanki. Ve o kadar kalabalık olmasına rağmen sanki kimse yokmuş gibi geliyor bana.



Adada ne mi yapıyorum. İşte fotoğraflarla ada turum :)

Vapurdan iner inmez gidiyorum bisikletçi abime. Artık tanıyoruz birbirimizi sürekli ordayım çünkü.

Bisikletimi alıyorum önce bir yarım tur. işte tam buraya geliyorum.




sonra tekrar merkeze iniyorum. Yemeğimi yiyorum biraz dinleniyorum ve huzura doğru çeviriyorum pedalları...

 


bu görüntü anlatılmaz yaşanır. Huzur burada...

Şuan Selma Hünel derin derin işliyor ruhuma.
Diyor ki
"Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?"

en sevdiğim yer ise
"Sükut etme nazlı yar, beni mecnun edersin"

İşte tam burda kopuyor herşey. Kavuşsam birgün sevdiğime o hasretle beklediğim yüzünü görsem. Ve işte o yar sussa. Tek kelime etmeden dursa karşımda. İşte yeni bir özlem. Bir sözüne bir nefesine duyulacak yeni bir özlem.

Hayatta böyle değil mi zaten. Kavuşmayı dört gözle beklediğimiz her ne ise gün gelip kavuştuğumuzda yeni birşeyler özlemek için arayışa başlamıyor muyuz?
Bizler böyle değil miyiz?

Çok sordum kendime. Neden hep özlenmesi gereken, kavuşması zor olan şeyleri seçiyorum diye.Bana daha yoğun hissettiriyor bazı duyguları. Yaşanacaklar hayal edildiği zaman daha mutlu ediyor insanı. Çünkü gerçekler öyle değil.
Yani aşk da özlem de hayal edince güzel.
Hayalimde güzel sevmek.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

09 Temmuz 2010 Cuma, 14:42 sana yazmışım.kuytularda kalmış.


Eğer sevebiliyorsam her şeyi her şeye rağmen
Eğer acı da iyi geliyorsa bana
Ayrılmayı kavuşmanın başlangıcı olarak kabul edebiliyorsam
Sadece senin için
Sensiz yaşamayı
Sensiz yaşanmayı kabul ediyorsam eğer
Seninle söylemek varken türkülerimi
Sensizliğe söylüyorsam
Sadece senin için...
Kalbimi, elinde bir kuş misali sıkıca sarmana rağmen
Bırakırsan uçacak, sıkı tutarsan ölecek olmasına rağmen
Ve o ince çizginin , o an meselesinin senin ellerinde olmasına rağmen
Ordayım...
İster sıkı sıkı tut bir nefeste çıksın canım
İstersen aç avuçlarını sensizlikte kaybolsun varlığım
İstersen gevşet parmaklarını
Ne öleyim avuçlarında
Nede uçup gideyim
Sadece senin elinde
Senin teninde
Senin yüreğinde olayım.

7 Temmuz 2011 Perşembe

Aşk mümkün müdür hala?



Çok güzel söylemiş Levent Yüksel "Aşk mümkün müdür hala?"

Mümkün müdür gerçekten aşk?
Eksilmeden aynı tatla mümkün müdür devam etmesi.
Bu zamanda aşka var mıdır? Aşık var mıdır?
Ama öyle dilde değil. Gerçekte, kalpte.
Hani hiç yaşayamadığımız ama hep özlemle andığımız o eski aşklar mümkün müdür?
Şarkılara nağme olmuş, dinlerken yüreğimizi titreten, derinden bir iç çektiren. Nice aşk dolu hayallere daldığımız o "aşk" mümkün müdür?
Hep içimi acıtır bu tür şarkılar.


Bilirim bilirim ki böyle bir aşk yaşayamayacağım.



Ve avutuyorum şarkılarla, filmlerle kendimi. Ancak o zaman O AŞK mümkün oluyor. Bir an, bir notada yada bir karede sadece bir an.



Şarkı bitiyor

Film bitiyor

Aşk bitiyor.

15 Haziran 2011 Çarşamba

 Aslında mutluyum. Mutsuz olmam için bir sebep yok çok şükür.
Ama içimde bir yerlerde bir kırgınlık, bir hüzün.
 İnsanın kendine yabancı olma hali.
Şuan ki durum bu bendeki.
 Çözemiyorum o düğümü.
Güzel bir kahkaha ortasında dolan gözlerime engel olamıyorum.
Sevdiklerim, dostlarım, işim her  şey yolunda.
Ama eksik bir şey var.
Adlandıramadığım, anlamlandıramadığım.
Geçer diye umuyorum, geçmeli.
Geçmeli ki aşmalıyım o sıkıntı eşiğini

31 Mayıs 2011 Salı

Seninle ilgili her şeyi geçiştiriyorum. Evet seni anlatıyorum, gülüyorum ama gidişinin acısını her gün bastırıyorum. Şimdilerde o kadar büyüdü ki içimde bu acı. Ne kadar daha devam ederim bilemiyorum.

Seni düşününce, resmine bakınca gidişini hatırlayınca gözyaşlarım birbiri ardına akıyor. Sonra birdenbire duruyorum. Doyasıya ağlayamıyorum. Sen giderken de ağlayamadım ya işte öyle.

Etraftakiler aştığımı düşünüyor, alıştığımı sanıyorlar. Ama ben daha ilk anın acısını yaşamadım ki alışayım.

Zaman zaman gülüşmelerimizi, oyunlarımızı, gezmelerimizi hatırlıyorum. Aynı şen kahkahayla sanki sen varmışsın gibi gülüyorum. Sonra bir an yoksun fark ediyorum. Yine aynı karanlık yine aynı acı hızla oturuyor kalbime. Bu sefer diyorum bu sefer ağlayacağım. Bu sefer acımı yaşayacağım ki büyümesin içimde. Büyük bir yangına dönüşmesin diye.

Ama olmuyor.

Korkuyorum. Gün gelip bu birikimin beni yıkmasından korkuyorum. Bir daha senin için ağlayamamaktan korkuyorum.

Bak yine gözlerim doluyor, burnum sızlıyor. Sonra bir iki damla gözyaşı. Yanaklarımdan ağır ağır iniyor. Dişlerimi sıkıyorum, düşüncelerimi kovuyorum. İstemeden yine engel oluyorum.

29 Nisan 2011 Cuma


Sen giderken ağlayamadım. Bir taş oturdu yüreğime. Gün geçti, ay geçti, yıl geçti. Şimdi daha da ağır o ilk günden. Bu gidiş başkaymış yaşayınca anlıyor insan. Sevgili gider, iş gider, zaman gider hiç. Sen gittin ya sonsuza, işte bu en zor gidişmiş. NVN

14 Nisan 2011 Perşembe

Büyük acıların ilacı zaman derler. Ama zaman sadece gizlemeyi öğretir. Sen içten içe daha da büyüyerek yaşarsın acını. Gidenin özlemi yakar kavurur sessiz sedasız. Dışarıdan göremezler ağladığını. Zaman sadece gizlemeyi öğretir. İçimdeki acı dinmedi dinmez, sadece ben bilirim artık ne yaşadığımı. Senin de hasretin git gide büyüyor içimde Nevinim ve bunu en iyi ben bilirim.




7 Nisan 2011 Perşembe



Açtım gönlümün kapılarını ardına kadar, gitmek istediğini anladığımda zorla tutamazdım seni. Salıverdim düşlerimi, sevgini, seni.. Ne seni ne kendimi tutsak edemezdim bu imkansız aşka...